Us bütündür.
Kuramsal bilgide büyüyen insan törellikte de büyür. Güzelliðin
algýsýnda geliþen ruh gerçekliði kavrayýþýnda da geliþir.
Törellikte büyüyen ruh kuramsal düþüncesinde de güçlenir.
Ve bu deðerlerin birinde yitiren kiþi tümünde yitirir.
Dürüst, güvenilir kuþkucu olamaz.
Duyarlý, onurlu nihilist olamaz.
Sevecen pozitivist olamaz.
Törel bilginin ‘anýmsanan’ duyunç olduðu düzeye
dek,
törel kavramýn (doðrunun, iyinin, haklýnýn) özgürlükte, istençte,
istekte büyüme olduðu düzeye dek, usun törel içeriðini geliþtirmesi
tam olarak kuramsal içeriðini geliþtirmesi ile ayný özgürlüðü
ister.
Törel Gerçekliðin anlaþýlmasý yalnýzca Duyuncun deðil
ama eþit ölçüde Duyarlýðýn ve Düþüncenin de deðiþimidir.
Usun bu bütünlüðü bilginin doðasýnýn da bütünlüðü ya da birliði
dediðimiz þeydir:
Ýnsanýn tüm bilgiye, tüm gerçekliðe hakký vardýr.
Ýnsan usu bilinmesi gereken herþeyi bilebilir: Evrenseller
tam olarak bu iþ içindir.
Bilinci ‘özelleþtirmek,’ insaný bilginin yalnýzca kimi bölümlerinin
ya da giderek tek bir bölümünün öðrenilmesine kýsýtlamak usu
hasta eder. Ortaya bir Teller, bir Einstein, bir Heisenberg
ya da Oppenhaimer gibi ruhsuz, duyunçsuz, ve bilgisiz pozitivistler
çýkar.
Böyle ‘özelleþmenin’ kurgul bilgi deðil ama ancak görgül tasarýmlar
düzleminde olanaklý olmasý usun türesidir.
Bilimlerde özelleþme denilen ilkellik görgücülüðün kaçýnýlmaz
sonucudur çünkü evrensellerden soyutlanmýþ insan usu tekilleri
hiçbir zaman tam olarak deðil ama ancak bölümsel olarak bilebilir.
Çünkü hiçbir insan bilinci kendi içine görgül bilgi denilen
sýnýrsýz çer çöpün sýnýrlý bir bölümünden daha çoðunu sýðdýramaz.

Gerçeklik salt kuramsal bir sorun olamaz.
O denli de bir törellik, bir edimsellik, bir eylem sorunudur.
Düþüncenin geniþlemesi Duygunun ve Duyuncun da geniþlemesidir.
Ve eþit hakla, estetik duyumun insanda onun ussal-kavramsal
eðitimi ile geliþmesi ölçüsünde, insanýn gerçekleþmesi, tam
gizilliði içinde açýnmasý Duyarlýðýn da büyümesidir.
Böyle bilgi, gerçeklik ile bir olan bilgi
insanýn kendisini ondan ayýrabileceði ilgisiz bir görgücülük
deðildir. Bu düzeye dek, pozitivist ve nihilist anlamsýzlýðýn
tam kavranýþý/yadsýnýþý üzerine, kuþkucu ve göreci duygusuzluðun
tam kavranýþý/yadsýnýþý üzerine,
‘kübist’ duyarsýzlýðýn tam kavranýþý/yadsýnýþý üzerine ilerleyebilir.
Bu düzeye dek, gerçeklik, türe ve estetik deðerlerini kavrayan
idealizm üzerinde geliþebilir.
Bu Saltýk
Deðer
alanýnýn yaþama ilgisiz soyut bir gerçeklik, eriþilmez
bir türe ideali ve yararsýz bir estetik sorunu olduðu inancý
kuþkuculuða, amaçsýz akademizme, bir avuç dar kafalýya aittir.
Gerçekliðin, Sevginin, Güzelliðin ‘göreli’ olduðu inancý modern
kitle ekinini almaþýksýz, dokunulmaz, eleþtirilemez kýldýðý
düzeye dek ruhsuz, duyunçsuz, bilgisiz nihiliste aittir.
Eðer Gerçeklik sorunu ile, Bilgi ve Bilme
sorunu ile ilgileneceksek, bugün varlýðýnda nefret, saldýrganlýk
ve yokediciliði cisimselleþtiren Batý uygarlýðýnýn 400
yýldýr sömürdüðü, parçaladýðý, yokettiði yýkýk dökük dünyamýza
olan biteni anlamadan bakan budala seyirciler gibi olamayýz.
Varoluþumuzu yalnýzca duyunçsuz, türesiz, acýmasýz uygarlýðýn
posaya çevirdiði nihilist ve materyalist bilinçlerin terimlerinde
yargýlayamayýz. Hiçbirþey gerçeklikten böyle ruhsuz yargýdan
daha uzak deðildir. Hiçbirþey insana bu kendine ilgisiz yüzeysellikten,
bu sýðlýktan daha az yaraþýr deðildir. Ve hiçbirþey insaný
yalana, türesizliðe ve kötülüðe bu varoluþçuluk ve yokoluþçuluk,
nihilizm ve materyalizm dediðimiz ideolojiler denli etkili
olarak teslim edemez.
Yanlýþý
doðrulayamayýz. Onu ancak yadsýyabiliriz.
Kötü olaný sevemeyiz. Ondan ancak nefret edebiliriz.
Çirkin olaný beðenemeyiz. Ondan yalnýzca tiksiniriz.
Gerçekliði yadsýyamayýz, Ýyi olaný sevmeksizin ve Güzel olaný
beðenmeksizin yapamayýz.
Ýnsan doðasýnýn verili tüm içeriði, tüm a
priorisi, tüm özü, tüm gerçekliði budur.
Ve
tüm þansýmýz bu özü kavramaktýr.
Ama bu özü kavramak kendini deðiþtirmektir:
— insan Usunu, evrenin en yüksek, en gerçek Deðerini bir meta
gibi, bir mal gibi ele alan, onu iþleyip paketleyen ve pazarlayan
ruhsuz, pragmatik eðitim dizgesine karþýn;
— insan Duyarlýðýný çürütmeye, düþürmeye, bozmaya ayarlanmýþ
dev bir kitle eðlence iþleyimine karþýn;
— baþlýca iþlevi çoktandýr insan düþüncesini denetlemek, onun
duyarlýðýný sürekli uyuþturma altýnda tutmak, onun duyuncunu
köreltmek olan soysuz basýn-yayýn iþleyimine, tarihin tanýdýðý
bu en sefil yalan aygýtýna karþýn.
Bu modern kitle kuruluþlarý — eðitim, eðlence,
iletiþim — insanlýðý bir aptallýk durumunda tutma çabalarýnda
yalanýn ‘felsefesinin,’ çirkinin ‘sanatýnýn,’ pozitif ‘bilimciliðin’
en içten, en etkili desteðini alýrlar.
Ama
— Ýnsaný kendi düþünce, duygu ve duyarlýðýna düþmanlaþtýran
kuþkuculuða,
göreciliðe,
nihilizme
materyalizme
karþý,
deðiþim gereksiniminin ve mantýðýnýn kendisini
anlatan, tam olarak onu zorunlu kýlan bu karanlýk eðilimlere
karþý,
insan
deðiþir, ve ancak onunla birlikte dünyasý deðiþir.
— Gerçekliði, Türeyi, Sanatý birer metaya
indirgeyen özdekçi modern kitle ekinine karþý;
— bireysel gereksinimlerin doyumunu baþkalarý için iþkenceye
çeviren sözde ‘özgür’ ekonomiye karþý;
— çoktandýr modern insan sefilliðini meþrulaþtýrmaktan baþka
bir anlamý kalmamýþ olan
politik parodiye karþý —
tüm bunlara karþý —
insan
deðiþir, ve ancak onunla birlikte dünyasý deðiþir.
‘Deðiþim’ sözcüðü insanda onun geliþebilme,
büyüyebilme, kendi tam edimselliðine doðru ilerleyebilme yeteneðini
anlatmadýðý sürece beþ para etmeyen soyut bir kavramdýr.
Bozulma, yozlaþma, deðersizleþme, sevgisizleþme — tümü de
birer ‘deðiþim’dir, nihilizme doðru yitiþi anlatýlar.
Geliþim insan usunun yeni kavramlarýný üretmesi, dünyasýný
onlara göre ölçmeye, yargýlamaya, ve belirlemeye baþlamasýdýr.
Türe kavramýný geliþtirmemiþ bir insan türesizliði algýlamaz,
onu iþlerin normal durumu olarak görür. Temizlik ve düzen
kavramý geliþtirmemiþ bir insanlýk pisliði ve düzensizliði
yaþamýn normal gidiþi olarak algýlar. Ýnsan Deðeri, Öz-Saygý
kavramýný geliþtirmemiþ bir insan onursuzluðu, deðersizliði
iþlerin normal durumu olarak görür, kendini ve ayrýca baþkalarýný
bu yoksul kategorilerinin düzleminde algýlar.
Böyle insanlara
kavramsal çevrenlerini aþan þeyleri anlatmak olanaksýzdýr.
Felsefe kavramýný, bilim kavramýný geliþtirmemiþ bir ekin
bilgisizliðini, kavrayýþsýzlýðýný iþlerin normal durumu olarak
görür, kendinde, gerçekte bir parya düzeyinde olduðunu anlamaz.
Genel olarak kavramsal geliþimi geri olan bir ekinsel yapý
dünyasýný da yalnýzca kendi yetersiz kavramlarý düzleminde
algýlayabilir, ve geriliði kavramsal düþüncesinin geriliði
olduðu için, kavramdan çok duyusal tasarýma yetenekli olduðu
için, geliþimin kendisini duyusalýn/özdekselin terimlerinde
ölçer, tinselliðin kendisini deðersiz, anlamsýz, saçma olarak
görür. Böyle bilincin ‘deðiþim’ dediði þey düþüncenin özdekselleþmesi,
düþünme yetisinin taþlaþmasý, inakçýlaþma, geriye doðru, aptallýða,
yabanýllýða doðru bir bozulmadýr.
Eðitim ve geliþimin söz konusu olduðu düzeye
dek, modern toplum bireyi ergenlik çaðýnda, daha çocukluðunda
büyütür, ve yaþlandýrýr. Olgun, yetiþkin insan için tüm ‘deðerler,’
tüm yaþam kategorileri ve tüm kiþilik özellikleri çocukluk
aþamasýnda saptanýr, geliþimin durdurulmasý, özgürlüðün baskýlanmasý
ruhu tam gizilliðini yaþamda biçimlendiremeden pýhtýlaþtýrýr.
Topluluk ya da toplum tam geliþmiþ insan kiþiliðine
dayanamaz. Onun geleneksal ya da modern ekinsel yapýsý içinde,
ruhsal töz tüm esnekliðini, plastikliðini yitirerek sürekli
doyumsuzluða yazgýlanmýþ ve bunu kabul etmiþ kiþiliðe büzülür.
Modern ‘büyük’ insan çoðu kez küçük bir çocuðun dünyasýný
belirleyen kategorilerden daha ötesine yetenekli deðildir,
ve onlarý bile ancak bir çocuðun ruhundaki anlam, deðer ve
güzelliðinden yoksunlaþmýþ olarak saklayabilmiþtir. Ruhsal
ve ussal yaþamý tam geliþmesine ulaþamadan kitlenmiþtir, ve
büyümesi yalnýzca özdeksel deðerlerin, kiþisel özençlerin
toplumsal güdülere çevrilmesi anlamýna gelir. Bildiði en büyük
deðerler yalnýzca özdekseldir — para, duyusal haz, ve güç.
Sevgiden, sevecenlikten aldýðý pay modern uygarlýðýn geliþimi
ile, yüreðinin küçülmesi ile, duyuncunun körelmesi ile orantýlý
olarak azalmýþtýr.
Bu duygusal yoksulluk içinde, modern yaþamýn tüm ruhsuzluðu,
duyunçsuzluðu, sevgisizliði ona normal gelir. Aslýnda, varolabilmek
için belirli bir sadizmin dozunun gerekli olduðunu bile keþfeder.
En iyi bildiði oyun deðiþ-tokuþ oyunudur — ve buna baþkalarý
ya da giderek kendisi birer meta olarak, ya da metanýn uzantýsý
olarak katýlýr. Geleceðini bile daha þimdiden bir tecim sorunu
olarak belirlemeyi olaðan görmeyi öðrenir. Modern varoluþun
mantýðý ona baþka bir mantýðýn olabileceðini, yaþamýn baþka
türlü yaþanabileceðini düþünme þanýsýný bile tanýmaz. Burada
insan iliþkisinin yoksunluðundan, zamanla tüm iliþkilerinin
bir alýþ-veriþ iliþkisine benzemeye baþlamasýndan yakýnmaz,
çünkü bunun ötesinde olaný anlama yeteneðinde köreltilmiþtir.
Yarýþmayý sever, ve özgür ussal geliþim yerine, devinmek için
her zaman dýþsal dürtüye gereksinim duyar. Ve yarýþýn elbette
her türlü itiþ kakýþa açýk olma koþuluyla yapýldýðýný bilir.